Türk Borçlar Kanunu’nda Satış Sözleşmeleri md.207-281 arasında düzenlenmiştir. Satış sözleşmelerinde ilgili temel düzenlemeler Türk Borçlar Kanunu’nda olsa da uygulanacak diğer kurallar, başka kanunlarda da düzenlenmiş olabilir. Örneğin sözleşmenin tarafı kimi zaman tüketici sıfatını taşıyabilir. Tüketici ile yapılan satış sözleşmelerinde 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun hükümleri uygulanır. Ticari satışlarda ise Türk Ticaret Kanunu ve ilgili mevzuat uygulama alanı bulacaktır.
Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun hakkında konuşacak olursak; bir kere alıcının tüketici sıfatını taşıması gerekir. Tüketici, hukuki düzende satıcıya göre dezavantajlı konumda olduğu için kanun koyucu çeşitli hükümler ile tüketicinin hukuki durumunu güvence altına almaya çalışmaktadır. İlgili kanunun 5’inci maddesi; Sipariş edilmeyen malların gönderilmesi ya da hizmetlerin sunulması durumunda, tüketiciye karşı herhangi bir hak ileri sürülemez. Bu hâllerde, tüketicinin sessiz kalması ya da mal veya hizmeti kullanmış olması, sözleşmenin kurulmasına yönelik kabul beyanı olarak yorumlanamaz. Tüketicinin malı geri göndermek veya muhafaza etmek gibi bir yükümlülüğü yoktur. İlgili kanun hükmü ışığında tüketicinin yaşayabilmesi ihtimal dahilinde olası bir soruna karşı tüketiciyi korumaktadır. Aynı maddenin devamında ise; “(2) Bir mal veya hizmetin sipariş edildiğini iddia eden bu iddiasını ispatla yükümlüdür.” ifadesi ile satıcıyı veya sipariş edildiğini iddia eden tarafı yükümlülük altına sokmaktadır.
Buradan hareketle; satış sözleşmelerini düzenleyen temel maddeler Türk Borçlar Kanunu’nda yer alsa da sözleşmenin taraflarının hukuki niteliğine göre farklı kanun ve mevzuat maddeleri de işin içerisine girmektedir.
