Kanun Metni
MADDE 147- Sona ermiş bir evliliğin mutlak butlanı Cumhuriyet savcısı tarafından re’sen dava edilemez; fakat her ilgili, mutlak butlanın karar altına alınmasını isteyebilir.
Ayırt etme gücünün sonradan kazanılması veya akıl hastalığının iyileşmiş olması durumlarında mutlak butlan davasını yalnız ayırt etme gücünü sonradan kazanan veya akıl hastalığı iyileşen eş açabilir.
Evliyken yeniden evlenen bir kimsenin önceki evliliği mutlak butlan kararı verilmeden önce sona ermişse ve ikinci evlenmede diğer eş iyiniyetli ise, bu evlenmenin butlanına karar verilemez.
Madde Gerekçesi
Madde 147- Yürürlükteki Kanunun 114 üncü maddesini karşılamaktadır.
Madde kenar başlığıyla birlikte Türkçeleştirilerek yeniden kaleme alınmıştır. Yürürlükteki maddenin ikinci fıkrasında dava hakkı, ayırt etme gücüne sonradan sahip olan veya akıl hastalığı iyileşmiş olan eşe de tanınmıştır. Bu düzenleme isabetli olmadığından, ikinci fıkra değiştirilmek suretiyle dava hakkı sadece ayırt etme gücüne sahip değilken ya da akıl hastası iken ayırt etme gücünü sonradan kazanan ya da akıl hastalığı iyileşen eş için tanınmıştır. Üçüncü fıkrada, evliyken yeniden evlenen bir kimsenin önceki evliliğinin mutlak butlan kararı verilmeden önce sona ermesi ve ikinci evlenmede de diğer eşin iyiniyetli olması hâlinde, artık mutlak butlan sebebi kalmadığından, evlenmenin butlanına karar verilemeyeceği öngörülmüştür. Maddede İsviçre Medenî Kanununun Fransızca metninde yer alan “butlan” sözcüğü kullanılmıştır. Bu sözcük hem mutlak butlan hem de nisbi butlan hâllerini ifade etmektedir.
Kanun Yorumu
Sona ermiş evlilikler, kamu düzenini ilgilendirmeyeceği için bu evliliklerin mutlak butlanının tespitini Cumhuriyet Savcısı resen dava edemez. İlgililer mutlak butlanın karar altına alınmasını isteyebilir. Kanun koyucu ayırt etme gücünü sonradan kazanmış kişilerin veya akıl hastalığı iyileşen eşin hukuk düzeninde iradesini ortaya koyabilmesinden dolayı evliliğin mutlak butlanına karar verilmesini isteme hakkına sahip olduğunu belirlemiştir.
TMK 147/3’e göre ise ikinci evlenmedeki iyi niyetli eşin iyi niyetli olma hali, birinci evliliğin devam ettiğini öğrenmesi ile sona ermektedir. Evliliğin butlanına karar verilmesi, birinci evliliğin devam etmesi halinde verilebilir.
Yargı Kararları
Yargıtay Kararı – 14. HD., E. 2020/846 K. 2020/8807
Mutlak butlanla batıl bir evlenmenin iptalini istemekte, evlilik ölüm nedeni ile sona ermiş olsa dahi, ölen eşin mirasçılarının doğrudan menfaatinin bulunacağı, dolayısıyla bu kimselerin 4721 sayılı TMK’nun 146 ve 147. maddeleri anlamında “ilgili” sıfatına ve doğrudan dava hakkına sahip olduklarını ve bu kimselerin iptal davasını, ölen eşin dava hakkına değil, doğrudan kendi dava haklarına dayanarak açtıkları hususları da Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun ilgili kararında belirtilmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 02.11.2011 tarihli 2011/7-695 Esas ve 2011/673 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere, “…Kural olarak, butlan davası sonucunda evlenme sırasında iyi niyetli olmadığı anlaşılan sağ kalan eş, yasal mirasçı olmayacağı gibi, daha önce yapılmış olan ölüme bağlı tasarruflarla kendisine sağlanan hakları da kaybeder. Bu kural, hem mutlak butlan halinde hem de onun daha hafif bir hali olarak kabul edilen, nispi butlan halinde uygulanmaktadır. Eş ölmeden önce nispi butlan davası açmış olup, dava sırasında ölmüş ise; davaya mirasçıları tarafından halef sıfatıyla devam edilmesi halinde, mirasçıların sürdürdükleri dava artık bir nispi butlan davası değil, davalı eşin iyi niyetli olmadığının tespiti davası sayılır. Öteki deyişle, evlenmenin nispi butlanının dava etme hakkı olan eş dava açmadan önce ölmüşse, bu hak mirasçılara geçmez. Ancak, mirasçılar sadece açılmış olan nispi butlan davasını sürdürebilirler. Evlenmenin mutlak butlanında ise mirasçıların kendi adlarına dava açma hakları bulunmakla, muris davadan önce vefat etse de mirasçıların bunu dava etme olanakları vardır.
